Yiyin için israf etmeyin

Kolumdaki ağrı geçmedi. Onun için, ne kadar istesem de yazamadım bir türlü. Bunun dışında keyfim yerindeydi. güzel kitaplar okudum, güzel filmler seyrettim. Murathan Mungan’dan Çador’u, Dan Brown‘dan Sırlarım Sırrı’nı, Maggie O’Farrel’den Esme Lennox Nasıl Yok Oldu’yu bitirdim. Özellikle sonuncusunu çok sevdim. Bir kez daha son iki yüzyılda kadın hareketinin yükselişine kocaman sarıldım bu kitapla. Çador da bu durumun ne kadar pamuk ipliğine bağlı olabileceğini, en ufak boyun eğişin bile erkek hiddetini hortlatabildiğini gösterdi. Hayatınızın hiç bir alanında boyun eğmeyin kardeşlerim. Sevginizden bile olsa, taviz vermeyin kendinizden.


Evcilleştim iyice. İçimde bir huzur hali var. Meditasyon ve yoga nidranın yanına bir de sabah yürüyüş ve egzersizlerini ekleyince pamuğa döndüm. Evde yapılacak işler uyduruyorum, sokakta gezilecek güzergahlar uyduruyorum, buluşulacak insanlar uyduruyorum. İnsanlar eve çok kapandı tamam, fena değil bu da. Ben de kendimle mutluyum. Ama insana insan lazım. Olmaz böyle. 


Markete alışverişe gittiğimde bir kenara ayrılmış muzları görmüştüm, indirimde mi bunlar deyince yok abla, bedava, çıkma bunlar dediler. Baktım koca bir kasa, yağmurun altında duruyor, alan eden yok. Çok gücüme gitti. Burası yoksul sayılabilecek bir mahalle, neden almıyorsunuz kardeşim? Evlat edinir gibi birer ikişer aldım muzlardan. Azıcık kararmaları dışında bir suçları da yokmuş gariplerimin. Muzlu rulo pasta yaptım, karamelli ters yüz kek yaptım, bir de bereketli çıktılar, hala bitmediler “Bak abla biz işe yarıyoruz, valla yarıyoruz” der gibi. Bugün de artan pasta kreması ve kalan muzlarla içine elma ve mandalina da ekleyip bisküvili kakaolu meyveli pasta yapacağım.


Bilen bilir, temelde cömert biriyim ben, paraya hiç acımam, harcarım. Şükürler olsun, yerine de yenisi gelir. Fakat sanki çok zenginmişiz gibi yapılan şu meyve sebze müsrifliklerine hiç dayanamıyorum. Bu market sağ olsun, kenara ayırmış, diğerleri koca koca çöp konteynerlerine yığıyor azıcık buruşmuş olan her şeyi. Günah yahu. O kadar yaşlı, genç, çocuk aç bu ülkede. Keşke birileri çıksa, organize etse, toplasa, dağıtsa, pişirse kotarsa… Keşke.

Yorumlar

  1. ben son yıllarda akademik olarak "gıda israfı" çalışıyorum, biliyor musun? ve okudukça, çok dikkat ettiğimi düşünürken bile benim de ne kadar çok gıda israfı yapabildiğimi gördüm. restoranların, marketlerin israf ise çok korkunç boyutlarda olabiliyor. bununla ilgili özellikle yurtdışında yapılan çalışmalar var ama bizde henüz emekleme döneminde ne yazık ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir çalışma bu Şulecim. Sadece okuma boyutunda mı, bir çalışma grubu vs. var mı?

      Sil
    2. zarif eşimle ortak yazdığımız makalemiz var, benim yüksek lisans öğrencimle de yazdığım başka bir makale...okumak istersen gönderirim sana kuzucum

      Sil
    3. Çok isterim. Lütfen gönderir misin?

      Sil
  2. Doğrusu ben de çok acıyorum, dökülene atılana...
    Bizim mahalledeki marketlerden bir tanesi biraz hasarlı meyve sebzeyi kenara ayırıyor, alan alıyor ama daha organize olması lazım bu işin. Konunun bir de hijyen kısmı var ki asıl israf bu nedenle oluyor sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aileden öyle gördük, hiç bir şeyi ziyan etmemeye çalışıyoruz. Savaş görmüş, açlıkla imtihan olmuş ninemin hikayesini okutmuştum galiba size diğer blogda. Nimet bu nimet, Allahın gücüne gider derdi eskiler. Organize olmak konusunda bir sürü hayalim var ama gıda güvenliği problemi var.O nedenle hijyen kısmında kesinlikle haklısın.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Omelas’ta yaşamak

Çok şükür