Ne idüğü belirsiz bir sabahtan günaydın. Hava yağsam mı yağmasam mı diyor, ben de uyansam mı uyanmasam mı. Aslında ikimizde de bir tatlı uyuşukluk var gibi. Biraz daha sürsün günün başlangıcı der gibi. Tamam, hayata karışacağız, ne yapacağımızı bulacağız ama şimdi bu hal de güzel değil mi der gibi, Dün gece uyumadan önce terazi dolunayı için bir meditasyon çıktı karşıma, yapayım derken uykum kaçtı. Bugün bit daha denerim. Etrafa dağıttığımız ilginin geri toplanıp kendimize dönmesiyle ilgili bir şeydi. Daha ne kadar kendime döneceksem artık. Embriyoma kadar yolum var, daha ne diyeyim. Robot süpürgemi paketleyip servise gönderecekken şarj olmaya başladı, üstüne de çalıştı. Yollasam iki hafta sonra niye yolladın çalışıyor işte diye geri gelecektir dedim, göndermedim. Ben bunları yazarken Loki karşıma oturup öyle tatlı göz kırpıp oyuna çağırdı ki, ara verip onu tüneline soktum. Tüneldeyken “En büyük Loki” rtimiyle poposuna vuracaksın, o da zevkten dört köşe mırlayacak, sıkıldığı...
Bu sabah aklımda bi şarkıyla uyanmadım. Çünkü sanırım hiç uyumadım. Bundan bile emin olamayacak kadar uykusuzum. Ne güzel akşam onlarda uyuyup sabah altı buçuklarda uyandığım günler olmuştu kimyasal en güzeliymiş lan diye diye yuttuğum hap sayesinde. Kafa düzelince bırakayım dedim, uykum da e ben de seni bırakırım dedi. Desin. İstediği kadar desin valla. Üç gün uykusuz kalayım, bak nasıl eşşek gibi dönecek, hatta şu an gözüm kapanmaya başladı bile, ona inat çay içiyorum hahayt :) Aslında gece üç dört gibi uyumuştum ama Loki hiç yapmadığı şekilde miyavladı, merdivenlerde in çık yaptı. Ay derdi ne bu çocuğun diye kalktım, derdi terasa çıkmakmış. Te Allam ya… Bazen ciddi ciddi düşünüyorum, bu kedi kendisinin kaplan, bizim de hala onun istediği gibi avlayabileceği primatlar olduğumuzu mu düşünüyor acaba? Geçti o günler yavrum, indik biz o ağaçtan. Bak yaş mama diye diye peşimde geziyorsun, n’aber? Neyse işte, baktım uyuyamıyorum kalktım, kahvemi sigaramı içtim, oyunumu oynadım. ...
Yorumlar
Yorum Gönder