Kayıtlar

Uyuşukluk da güzel

 Ne idüğü belirsiz bir sabahtan günaydın. Hava yağsam mı yağmasam mı diyor, ben de uyansam mı uyanmasam mı. Aslında ikimizde de bir tatlı uyuşukluk var gibi. Biraz daha sürsün günün başlangıcı der gibi. Tamam, hayata karışacağız, ne yapacağımızı bulacağız ama şimdi bu hal de güzel değil mi der gibi, Dün gece uyumadan önce terazi dolunayı için bir meditasyon çıktı karşıma, yapayım derken uykum kaçtı. Bugün bit daha denerim. Etrafa dağıttığımız ilginin geri toplanıp kendimize dönmesiyle ilgili bir şeydi. Daha ne kadar kendime döneceksem artık. Embriyoma kadar yolum var, daha ne diyeyim. Robot süpürgemi paketleyip servise gönderecekken şarj olmaya başladı, üstüne de çalıştı. Yollasam iki hafta sonra niye yolladın çalışıyor işte diye geri gelecektir dedim, göndermedim. Ben bunları yazarken Loki karşıma oturup öyle tatlı göz kırpıp oyuna çağırdı ki, ara verip  onu tüneline soktum. Tüneldeyken “En büyük Loki” rtimiyle poposuna vuracaksın, o da zevkten dört köşe mırlayacak, sıkıldığı...

Neye niyet neye kısmet

Dün minibüsle Eyüp’e doğru giderken, Kağıthane Belediyesi’nin oradaki Yaşam Vadisi’ni görünce “On  beş dakikalık yol evime. Hem yeşil, hem dere kenarı uzun bir yürüyüş parkuru işte. Neden hiç gelmedim ki” diye düşünmüş, bugün de oraya gitmeyi kafama koymuştum. Hem hava da güzel olacaktı. Sabah güneşli havayı görünce pek sevindim. Öğlen bir gibi çıkar yürürüm dedim. Gündelik rutinleri keyifle yerine getirdim. Biraz ev işi yapıp öyle çıkayım dedim, robot süpürgeyi çalıştırmaya gittim, bir de  baktım bozulmuş, çalışmıyor. Üstelik daha yeni de aldım sayılır, altı ay oldu, Daha önce de birkaç problem çıkarmıştı ama sonradan keyfi yerine girip çalışmıştı, bu sefer hiç çalışmadı. Epey de uğraştım, olmadı. Ürün aldığım siteye  talep formu yazdım en sonunda.Bütün bunlar olurken saat 2:00’ye geldi, üstelik daha hiçbir iş yapılmamıştı. İş başa düştü, yerleri süpürdüm sildim Ay koluma abanmayayım, dizime dikkat edeyim derken işkenceye döndü temizlik, sokağa çıkma  hevesim de kaç...

Evde oturan erken ölür

 Bu sabah kendi kendime konuşarak uyandım. Sana bir sürprizim var. Güzel bir sürpriz. Bunu bana birisi mi söyledi ben kendime mi söylüyordum emin değilim ama cevabımdan eminim: Sürpriz mürpriz istemiyorum! Sürprizin ne olduğunu uyanır uyanmaz anladım. Kaç gündür erken kalkacağım diye kendi kendime söz verip uyanamıyordum, bugün başarmışım. Fakat maalesef bu başarıyı irademe değil dün gece içtiğim kas gevşeticinin yan etkilerine borçluydum. Uzatmayayım en sevimsiz halimle kahvemi sigaramı içtim, Sabah rutinlerimden sadece yazmayı bir de oyun oynamayı canım çekti. Yürüyüş, egzersiz filan hak getire. Hafif bir kahvaltı yapıp tekrar uzandım. Nemrut nemrut kitap okudum. Hava güneşliydi ve bugün için planım küçük bir Eyüp turu yapmak, Akmanoğlu fırınının şahane lezzetlerinden tatmak, ardından Feshane’deki sergiyi gezmekti. Halsizlik, suratsızlık ay gidemem, gitçem işte ikilemleriyle Uğultulu Tepeler’i izledim, içime fenalık geldi. Sonunda yerimden fırlamamla hazırlanıp evden çıkmam bir o...

En güzel sabahlar

  Bebe bisküvilerine bir kaç da kakaolu bisküvi ekleyip rondodan geçirdim. Pastacı kremasına yarım bardak sıcak süt, bir çay kaşığı tereyağı, üç parça çikolata ekleyip çırptım. Baktım biraz daha süt istiyor, mikrodalgada çeyrek bardak sütü daha ısıttım, ekledim, o son ısıttığımın ayran olduğunu o zaman fark ettim. Tadına bakınca çok şaşırdım ama. Gayet hoş, peynirimsi tat eklenmiş kremaya. Muzları da içine doğrayıp bisküvilerin üstüne döktüm, bir saat buzdolabında durdu, şahane bir tatlı oldu. Sabah uyandığımda E. tatlıyı slip süpürmüştü bile. Sabah saatlerimin her dakikası benim için kıymetli. En iyimser, üretken, enerji dolu halim o zamanlara denk geliyor. Loki‘nin mamasını verip kendime kahve yapmak, sigaramı tellendirip oyun oynamak standart. Üstüne Loki’yi kıcağımda porlatmak, bir yandan sabah haberlerini dinlerken çay suyu koymak, su kaynayana dek ortalığı toparlayıvermek. Ne kadar sıradan şeyler ama ne kadar mutlu ediyor beni. Sonra on dakika meditasyon, arkasından yürüyüş...

Yiyin için israf etmeyin

Kolumdaki ağrı geçmedi. Onun için, ne kadar istesem de yazamadım bir türlü. Bunun dışında keyfim yerindeydi. güzel kitaplar okudum, güzel filmler seyrettim. Murathan Mungan’dan Çador’u, Dan Brown‘dan Sırlarım Sırrı’nı, Maggie O’Farrel’den Esme Lennox Nasıl Yok Oldu’yu bitirdim. Özellikle sonuncusunu çok sevdim. Bir kez daha son iki yüzyılda kadın hareketinin yükselişine kocaman sarıldım bu kitapla. Çador da bu durumun ne kadar pamuk ipliğine bağlı olabileceğini, en ufak boyun eğişin bile erkek hiddetini hortlatabildiğini gösterdi. Hayatınızın hiç bir alanında boyun eğmeyin kardeşlerim. Sevginizden bile olsa, taviz vermeyin kendinizden. Evcilleştim iyice. İçimde bir huzur hali var. Meditasyon ve yoga nidranın yanına bir de sabah yürüyüş ve egzersizlerini ekleyince pamuğa döndüm. Evde yapılacak işler uyduruyorum, sokakta gezilecek güzergahlar uyduruyorum, buluşulacak insanlar uyduruyorum. İnsanlar eve çok kapandı tamam, fena değil bu da. Ben de kendimle mutluyum. Ama insana insan lazım. ...

Çok şükür

Bu sabah aklımda bi şarkıyla uyanmadım. Çünkü sanırım hiç uyumadım. Bundan bile emin olamayacak kadar uykusuzum. Ne güzel akşam onlarda uyuyup sabah altı buçuklarda uyandığım günler olmuştu kimyasal en güzeliymiş lan diye diye yuttuğum hap sayesinde. Kafa düzelince bırakayım dedim, uykum da e ben de seni bırakırım dedi. Desin. İstediği kadar desin valla. Üç gün uykusuz kalayım, bak nasıl eşşek gibi dönecek, hatta şu an gözüm kapanmaya başladı bile, ona inat çay içiyorum hahayt :)  Aslında gece üç dört gibi uyumuştum ama Loki hiç yapmadığı şekilde miyavladı, merdivenlerde in çık yaptı. Ay derdi ne bu çocuğun diye kalktım, derdi terasa çıkmakmış. Te Allam ya… Bazen ciddi ciddi düşünüyorum, bu kedi kendisinin kaplan, bizim de hala onun istediği gibi avlayabileceği primatlar olduğumuzu mu düşünüyor acaba? Geçti o günler yavrum, indik biz o ağaçtan. Bak yaş mama diye diye peşimde geziyorsun, n’aber?  Neyse işte, baktım uyuyamıyorum kalktım, kahvemi sigaramı içtim, oyunumu oynadım. ...
Kısa kısa yazmayı deneyelim, alıştırma olsun. İyi şeyler yazalım dün için mesela. Oğlumla kameralı konuştuk. Kedileri gösterdi. Çok çalışıyor, yorgun görünüyor, biraz daha kilo vermiş, iyi olmuş. Özledik birbirimizi çok. Önümüzdeki ay yanlarına gideceğim inşallah. Sarılır, kokusunu içime çekerim. Bir süredir sabah bir saatlik tempolu yürüyüş ve hatha yoga çalışması yapıyordum. Fakat kolumda, özellikle dirsek bölgesinde geçmeyen bir ağrı olunca başka bir şey deneyeyim dedim. Youtube’ da aktifizyo diye bir kanal var, bizim yaşımızdakiler kesin bilir :) Oradaki yarım saatlik yürüyüş, ayrıca kol ve bel egzersizlerini yapmaya başladım. İki gecedir de yatmadan önce bir kas gevşetici içiyorum. Ağrı geçti. İnat etmeyip içeceksin ilacını işte güzel kardeşim.  Ramazan’ın iyi taraflarından biri de Pazar günü boş olan sokaklar. Dün İstiklal’e çıktım. Hafifçe yağmur sepeliyordu. Yapı Kredi’de Islık Çalan Hafıza sergisini gezdim. Tüm vandallara tükürdüm içimden. Nasıl bir kötü kalp binlerce yıll...