Uyuşukluk da güzel
Ne idüğü belirsiz bir sabahtan günaydın. Hava yağsam mı yağmasam mı diyor, ben de uyansam mı uyanmasam mı. Aslında ikimizde de bir tatlı uyuşukluk var gibi. Biraz daha sürsün günün başlangıcı der gibi. Tamam, hayata karışacağız, ne yapacağımızı bulacağız ama şimdi bu hal de güzel değil mi der gibi, Dün gece uyumadan önce terazi dolunayı için bir meditasyon çıktı karşıma, yapayım derken uykum kaçtı. Bugün bit daha denerim. Etrafa dağıttığımız ilginin geri toplanıp kendimize dönmesiyle ilgili bir şeydi. Daha ne kadar kendime döneceksem artık. Embriyoma kadar yolum var, daha ne diyeyim. Robot süpürgemi paketleyip servise gönderecekken şarj olmaya başladı, üstüne de çalıştı. Yollasam iki hafta sonra niye yolladın çalışıyor işte diye geri gelecektir dedim, göndermedim. Ben bunları yazarken Loki karşıma oturup öyle tatlı göz kırpıp oyuna çağırdı ki, ara verip onu tüneline soktum. Tüneldeyken “En büyük Loki” rtimiyle poposuna vuracaksın, o da zevkten dört köşe mırlayacak, sıkıldığı...